top of page

Deprem ve Hukuki Sorumluluklar

Depremlerde Yıkılan Binalardan Doğan Ceza Sorumluluğu



Ülkemiz bir deprem ülkesi olup, ne yazık ki yaşanan depremlerden dolayı büyük can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Yaşanan depremlerde birçok yapı ya ciddi zarar görmekte veya daha kötüsü yıkılmaktadır. Fakat, belli bir bölgede bulunan birçok yapı sağlam bir şekilde ayakta dururken yine aynı bölgede bulunan bir kısım yapıların hasar görmesi söz konusu yapıların yapım ve inşa sürecinde bir takım usulsüzlüklerin olduğuna dair karine teşkil edebiliyor. Kural olarak müteahhitler “gerekli özenin gösterilmemesinden” ve “ruhsata aykırı şekilde bina inşa etmesinden” doğan zararlardan sorumludurlar. İdare ise günümüzün modern dünyasında ciddi maddi ve teknolojik imkanlara, yetişmiş uzman elemana, istatistiki bilgilere vs. sahiptir. Bu unsurlar “öngörülemezlik” ve “önlenemezlik” ilkelerinin kapsamını daraltmaktadır. Bundan dolayı günümüzde, idarenin mücbir sebep bahanesine sığınarak sorumluluktan kurtulma olasılığının artık daha da zayıfladığından söz edilebilir.


Yapı kayıt belgesinin alınması ve hukuki sorumluluk

3194 sayılı İmar Kanunu geçici m.16’da; yapı kayıt belgesinin, yapının yeniden yapılmasına veya kentsel dönüşüm uygulanmasına kadar geçerli olacağına, bu süreçte yapının dayanıklılığı ile ilgili tüm sorumluluğunun yapı sahibine ait olacağı ifade edilmiştir. Görüleceği üzere, yapı kayıt belgesi malikin ve o binayı inşa edenin sorumluluğunu bertaraf etmemektedir. İhmali ve kusuru bulunan kişilerin sorumlu tutulabilmeleri ve delillerin kaybolmaması için, yıkılan binaların enkazları kaldırılmadan Cumhuriyet savcıları tarafından veya delil tespiti yoluyla, kolon ve kirişlerden örnekler alınarak, tüm deliller ve bulgular toplanmalıdır.


Ceza hukuku bakımından sorumluluk

Ceza hukuku bakımından iki prensip öne geçer; birisi suçta ve cezada kanunilik ve diğeri de ceza sorumluluğunun şahsiliğidir. Ceza sorumluluğunun doğabilmesi için kusur esastır. Asıl sübjektif kusur kast, istisnası ise kanun koyucu tarafından gösterildiği sürece taksirdir. Bu konuda ceza sorumluluğunun doğabilmesi için, tereddütsüz bir şekilde kast veya taksir derecesinde sübjektif sorumluluk fail bakımından oluştuğunun, hareket ve neticeden oluşan, aralarında illiyet bağı kurulmuş suça konu fiilden sorumlu tutulanın tespiti gerekir. Depreme dayanaklı olmayan, deprem yönetmeliğine aykırı yapı inşa edilmesinde, yıkılan binaların altında kalarak insanların hayatını kaybettiği veya yaralandığı durumlarda, neticeleri bakımından ceza sorumluluğunun incelenmesi gerekmektedir. Binaların deprem sebebiyle yıkılması durumunda, nedensellik bağının ve objektif isnadiyetin bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Yapı veya bina mevzuata uygun şekilde yapılsa idi depremde yıkılmayacağının söylenebildiği aşamada, nedensellik bağının bulunduğundan bahsedilecektir. Ayrıca; objektif isnadiyet bakımından şu tespit yapılmalıdır: Binanın yıkılması depremden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa, yıkımın sebebi imar ve inşa sürecindeki eksiklikler, hata ve kusurlar mıdır? Bu soruya verilecek cevabın, imar ve inşa sürecindeki eksiklikler, hata ve kusurların yıkıma sebep olduğu noktasında toplandığında, objektif isnadiyetin bulunduğu belirtilmelidir. Bu durumda deprem, nedensellik bağını ortadan kaldırmayacak ve objektif isnat gündeme gelecektir.


Müteahhidin veya inşaat şirketlerinin sorumluluğu bakımından

Bir bina inşası için imar planında konut olarak tahsis edilen yerler özenle seçilmeli ve deprem bölgesinde bulunan yerler için de yapı mevzuatına uyulmalıdır. Müteahhitler, bu mevzuata uygun şekilde hareket etmekle yükümlüdür. Eğer müteahhit, mevzuata aykırı olarak bina inşa ederse, binanın deprem afeti sırasında yıkılması ve içindekilerin hayatını kaybetmesi gibi olası sonuçları öngörebilir. Ülkemizde sık sık depremler yaşandığından, deprem öngörülebilir bir durumdur ve dikkatli olunması gerekmektedir. Müteahhit veya inşaat şirketi, taksirli davranarak öngörülebilir bir sonucu öngöremediği için sorumlu tutulabilir. Ayrıca binanın ilk deprem değil de birden fazla deprem sonucunda yıkıldığı ihtimalde, tek başına mücbir sebep ceza sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Mücbir sebep olması durumunda bile, yıkılmaya sebep olan faktörler analiz edilerek sorumlu kişilerin hukuki sorumluluğuna gidilir.

Denetim firmasının sorumluluğu

Denetimin eksik yapıldığı veya hiç yapılmadığı, binanın sadece dışına bakılarak inceleme yapıldığı durumlarda, denetim firmasının denetlenen binadaki aksaklıkları ve mevzuata aykırılıkları tespit etmek yükümlülüğünde olması sebebiyle, bu denetim eksikliğinden dolayı binanın yıkılması durumunda, denetim firması sorumlu tutulur.


Belediyelerin sorumluluğu bakımından

İmar planını deprem bölgelerine uygun şekilde hazırlamayan, gerekli ekibi ve çalışma ortamını hazırlamayan, deprem bölgelerinde çarpık kentleşmeye, yüksek binaların inşasına izin veren, uzmanların uyarı ve tavsiyelerini dikkate almayan belediyenin karar organlarının ceza sorumluluğu gündeme gelecektir. Buda bilinçli taksirin varlığından söz edilebilir.


İmar affı bakımından sorumluluk

İmar mevzuatına aykırı şekilde yapılan binaların, daha sonra devlet tarafından hukuki zemine kavuşturulmasını amaçlayan imar barışının kapsamında, asgari güvenlik koşulları taşımayan ve can güvenliği bakımından yapı standartlarına aykırı olan binalara yapı kayıt belgesi veren kişi ve kurumlar bakımından ceza sorumluluğu gündeme gelebilir. İmar affı uygulamasının, yapılacaksa bile depreme uygunluk şartının sağlanarak tatbik edilmesi gerekir. Aksi takdirde; deprem tehlikesi altında bulunan bölgede, denetim ve inceleme yapılmadan, yapıların kullanılmasına izin verilmesi halinde, bu izni veren idarenin de sorumlu olacağı belirtilmelidir.


Konu hakkında detaylı bilgi almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.





Comentarios


bottom of page